Öğrenmek için Soru Sormanın Önemi – Bloom Taksonomisi

Hiç ışık almayan, karanlık bir mağarada yol almak ne kadar zordur değil mi? Gideceğiniz yönü bulmak, engellere takılmadan bir yönde ilerlemek neredeyse imkânsızdır. O yolun sonundaki ışığa ulaşmak için öncelikle yolunuzu aydınlatmalı ve doğru yönlerde ilerlemeniz gerekmektedir. İhtiyacımız olan yolumuzu aydınlatan meşaleyi yakacak ilk kıvılcımdır. Hayatımızda edindiğimiz deneyimlere, bilgilere olan yolculuklarımıza benzetebiliriz bu durumu. Bu durumda meşaleyi yakacak ilk kıvılcım, soru sormakta gizlidir. Yaşadığımız şehirler, üzerine tartıştığımız eğitim, politika, ekonomi vs. her gün katlanarak gelişmeye, üretmeye devam eden teknoloji ve bilim. Bundan on binlerce yıl önce bir taş parçasını eline alıp ona bakan bir insanın aklını kurcalayan, zihnine düşen o ilk kıvılcımla ortaya çıktı belki de tüm bu düzen. Her şey o an ateşlenen sorgulama, düşünme süreciyle şimdiki halini aldı. O anki merak duygusu ve bu merakı soruya dönüştürme hali başlangıç noktamız olarak kabul edilebilir.

  Tarih sahnesinde dünden bugüne önemli bir rol oynayan bu süreci, eğitim yaşantımızda ne denli etkili kullanıyoruz? Eğitim sistemimiz ne denli merak uyandırıcı, sorgulayıcı ve düşündürücü bir ortam sunuyor bizlere? Gerek okulda, gerek günlük yaşantımızda yüzlerce soruyla karşı karşıyayız, ama bu süreci ateşleyecek, süreç içerisinde olmayı sağlayacak sorulara ihtiyacımız var. Okulda genellikle karşılaştığımız sorular bizlerin ne kadar bildiğini, ne kadar hatırladığını ölçen sorular. İhtiyacımız olan ise bizi zihnen rahatsız edecek, bizi bilmediğimiz yollara sokacak ve bir çıkış yolu bulmak adına çaba sarf etmemizi sağlayacak sorulardır.

  ‘Harekete geçirecek, etkili soruyu nasıl soracağız?’ gibi “rahatsız edici”  bir soruyu cevaplandırabilmek için imdadımıza yetişenlerden biri de 1956 yılında Benjamin Bloom, Max Englehart, Edward Furst, Walter Hill ve David Krathworl başta olmak üzere birçok eğitimcinin işbirliğiyle oluşturulan bir sistem, ortak bir çerçeve. Bu sistem Eğitim Hedeflerinin Taksonomisi ya da bilinen adıyla Bloom Taksonomisi.  Taksonomi 6 basamaktan meydana geliyor. Bunlar; Bilgi, Kavrama, Uygulama, Analiz, Sentez ve Değerlendirme basamakları. Her kategorinin ise kendine has alt kategorileri var ve bu kategoriler basitten karmaşığa, somuttan soyuta sıralanmış şekilde sunuluyor.  Eğitim yaşantımızda kullandığımız sorular genellikle bilgiye, değerlendirmeye yönelik sorular oluyor. Odaklanmamız gereken nokta analiz ve sentez kısımlarına yönelik olmalı. Revize edilen taksonomiye göre ise analize, yaratmaya ve uygulamaya yönelik çalışmalara yoğunlaşmakta fayda var. Bu tür soruları cevaplandırmak adına tabii ki anlamaya,hatırlamaya ihtiyaç var ancak kalıcılık için bilgiyi analiz etmeye, yeni ve orijinal ürünler çıkarmaya yönelik çalışmalara ihtiyacımız var. Sonraki yazılarda da bahsedilecek olan Revize Bloom Taksonomisi’nde eklenmiş olan yaratma kısmı da iyi tahlil edilmesi, üzerinde durulması gereken bir durum.

KAYNAK: https://wp0.vanderbilt.edu/cft/guides-sub-pages/blooms-taxonomy/ adresinden Türkçeleştirilmiştir.

  Etkili, kaliteli bir öğrenme süreci için öğrenci başrolde olmalı. Öğrenci bilgiyi almalı fakat almakla kalmamalı. Kullanabileceği, uygulayabileceği bir alan oluşturmalı. O ıssız, karanlık mağarada yolunu bulmak adına ilk ateşi yakabilecek beceriyi kazanmak için çaba sarf etmeli. Bu durumda yaktığı ve yakacağı her meşale ile tünelin sonunda kendini bekleyen parlak ışığa emin adımlarla yürüyecektir.

KAYNAK ve İLERİ OKUMA:

https://www.teachthought.com/learning/what-is-blooms-taxonomy-a-definition-for-teachers/

Veli Özbudak

Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 4/4 Adnan Menderes Üniversitesi Fen Eğitimi Yüksek Lisans 1/2

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: